SunRind

Şiir kadar elemle, Şiir kadar coşkulu, Şiir kadar biçimli, Şiir kadar öz! Sus! Susku, bir giz, Yavaş yavaş sız!

11 Ocak 2011 Salı

Ervah-ı Ezelde Levh-i Kalemde

Arif Bilir Aşk Ehlinin Halini
Kaldırır Gönlünden Kil-ü Kalini
Herkes Dosta Vermiş Arzuhalini
Benimkini Ürüzgara Yazmışlar

3 Ocak 2011 Pazartesi

Çöllerde Saklı Cam Güzelliğine Selam Olsun!

günler, aylar ve yıllar boyu...üç ateş bulur insan başucunda.
birini insan yakar. ısıtır, pişirir-kumlara cam güzelliğini fısıldar, aydınlatır-gölgelerinde kuğu kanatlarına bürünür eller-.
birini gene insan yakar. tüketir, yıkar, kirle......tir.

bir... ateş daha vardır ama. bir o ateş içinde yağmur serinliği, su sabrı, gözyaşı temizliği saklıdır. Rab yakar. O'na güvenip de içinden geçemeyen yoktur. içinden geçip de ferahlamayan yoktur. aldığından çoğunu geri koyar, hafifleterek büyütür.(bütün ateşler de bu ateşin gölgesidir)

öyleyse;

çöllerde saklı cam güzelliğine selam olsun! (-buz-)



Bazen sözcüklerin içinde saklı olan hikmet yine sözcüklerin kendisiyle ayan oluyor
fakat o sözcükleri ayan eden sözcükler karşısında
her sözcüğün susası geliyor
ve gitmiyor(bitmiyor).....................(SunRind)

 
 
(sözler ola ki bir meleklerin maddesinden emanetler...kimsesizler: kimin ağzından çıksalar bile isimsizler.
kalbi savuran o anlam rüzgarlarında gülden bir kumaş gibi eğrilip bükü...lüyor ağız.) -buz-
 
 
 
İns-An'a bütün isimler niçin öğretilmiş!
Bu bir sır, hepimizin sırrı...
Bu bilgi nerede ya da bu bir bilgi mi ?

Ağ'ız(ız) işte hepimiz birbirimiz(d)e, kalbi kavuran o anlam rüzgarında...
Bunu anla-yakalayabildiğimiz zaman/sızı, güle eş!
Her şey rahman: su da ateş de...
suda ateş, ateşde su
yanabilmeli ki bir olalım.
kıyassız kıyassız kıyassız.....................................(SunRind)
 
 
meleklerin bilmediği isimleri bilince.
ateş su açtı...su aşk açtı...
aşk ile ateş, kardeş çiçekti. su taçlandı. (-buz-)


ama bir bilsen, kalbin ilmi bu! son-su/zzzz......................(SunRind)
 
 

bazen aksasa. ve kendi çeperine çarpıp geriye düşse bile. kırılsa bile...bazen en çok o zaman. ve bazen sırf azalabildiği için. (-buz-)
 
 
İç(in)imizde sayısı sonsuz camdan levhalar vardır
fakat camın aslı kumdur
öyle ya her kırıldığında dökülür,,
zamanla iyice ufalanır ve küçülür,
kum olur ve çöl! sonsuzdur...
üflemek gerekir yeniden ustalıkla nefesi.!
(SunRind)
 
 
ki cam da kırılganlığını yaratan bütün yıpratıcı. sertliğine rağmen aslı ile akan bir alev denizidir-kum küreler içinde taşların ilk bilgisi gibi lav.
sonsuz!
(-buz-)

1 Ocak 2011 Cumartesi

Nazlı Çiçek / Serdar Tuncer

Ben bir deli rüzgar sen nazlı çiçek
Her sabah busemle yoklarım seni
Gerçek kadar rüya düş kadar gerçek
Bir anın içinde koklarım seni

Kalbime gel eşiğinde dur desem
Kapıyı bul el sürmeden vur desem
En sonunda gel içeri gir desem
Gelme git, bir ömür beklerim seni

Tam giderken vuslat bana ar desem
Yar mı aşktır aşk mı daha yar desem
Çözen gelmez aşka dair sır desem
Çözüp gel sinemde saklarım seni

Çek yeter kalbimden ellerini çek,
Terk edip gitmezsem bu aşk bitecek
Hani bir sır vardı ey nazlı çiçek
Fırtınan olursam haklarım seni

Rind mi !

Her şeyden vazgeçtiğim An''sın
Birlikle buluştuğum, hoşnutluğum
Sağolasın sevgili
Arayış bittiği An, bulursun aradığını
Yoğrulan, yorgunsuz olur
İnsan kaçmaya başladığı An
Tutsak olur
Ben kaçmıyorum, tutsak değilim
Çünkü kavrayışı hissettiğin An
Tutsak değilsin
Duraksamalar O''na
Sınamalar arkası
Sınırları aş diyor
Yanıl(sa)malardan kurtul
Kurtulmalardan kurtul
Kabulleri bırak
Yeni-lerden (vaz)geç
Bahşedileni yaşa
An''la buluşmak
ve An olmak
O''na kavuşmak
Karşı durmamak
Karşı olmamak
Sözcüklerin hanesindeki huşu
Suskudur oysa
Ruhuna çakılsın sözcükler
Ruhunyokolsun
Gel bana diyor acınla
Seni senden damıtayım
Sensizliği sunayım sen olmayana............................................................
Vanayı açtım
Önce korktular
Koptu damlalar
Sonra coştular
Bütün oldular
Sadece aktılar, ak-sınlar.

Ür/yan!

Susan sözcükler konuşur en çok!
Lakin anlamaz kimse dahil olamadığı için..
Gönül ki öyle bir hanedir işte, kapısız penceresiz,
Üryan.. Gelinir ve gidilir sessiz,, tık! yok.